Anasayfa > Haberler > Oscar Adayı Bir Film: The Power Of The Dog

Oscar Adayı Bir Film: The Power Of The Dog

Film İnceleme 2 ay önce Oscar Adayı Bir Film: The Power Of The Dog

Bir sene daha günler su gibi geçti ve bu senenin Oscar törenlerine çok az bir süre kaldı. Dünyanın en prestijli film ödülleri olarak görülen fakat aldığı kararlardan ötürü prestijini her geçen gün kaybeden Oscar'ın en iyi film ödülü adaylığına katılan filmlerden biri de Benedict Cumberbatch'in başrolünü üstlendiği The Power Of The Dog oldu. Aynı sene içerisinde Oscar adaylığı kazanan 2 Netflix filminden biri olan yapım, kazandığı bu adaylıkla bile hem kendi hem de Netflix'in ününe ün katmaya devam etti. İsterseniz gelin lafı fazla uzatmadan film hakkında bahsetmeye, filmi incelemeye ve bu filmin Oscar almaya layık olup olmadığı konuları üzerine konuşmaya başlayalım.

İlk başta siz değerli okurlarımıza filmi tanıtmak ve konusundan bahsetmek istiyorum. Filmimiz 1900'lerin başında, Güney Amerika'da geçen bir Western filmi. Oyuncu kadrosunda ise Benedict Cumberbatch, Jesse Plemons ve Kirsten Dunst gibi isimlere ev sahipliği yapan The Power Of The Dog, belirgin ve göz önünde olan bir hikaye anlatmak yerine, karakterler üzerinden işlenen bir dram hikayesini konu almakta. Temelinde, Güney Amerika'da çiftlik sahibi olan zıt karakterlere sahip iki kardeşi konu alan film, zaman geçtikçe bu kardeşlerden birinin evlenmesi ve diğer kardeşin bu durumdan garip bir şekilde huzursuzlanmasıyla devam ediyor. İzleyici olarak ise siz, filmin başından sonuna kadar Benedict Cumberbatch'in karakteri olan Phil'in bu huysuzluklarına bir anlam verememeye ve onları çözmeye çalışıyorsunuz. Ve bu durum filmin sonuna kadar devam ediyor...

The Power Of The Dog inceleme...


Sizlerin kafasında film hakkında bir fikir oluşturmaya çalıstıktan sonra film hakkında ki görüşlerime gelebilirim. İlk olarak şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki; The Power Of The Dog filmi, teknik açıdan çok ama çok zengin bir filmdi. Gerek filmin renkleri, gerek dönem aksesuarları, gerek sinematografisi olsun; gerçekten şahaneydi. Filmin pek çok yerinde sıradışı manzara çekimleri kullanılmış. Bunun yanı sıra kapalı mekanlarda geçen sahneler ise özenle ve simetriyle çekilmiş. Tüm bu estetik davranışlar ise gözümüzün önüne harika görüntüler vermeyi başarmış. Filmin müzikleri de, western filmine uyan, abartıdan uzak, sade ve kulağa hoş gelen müziklerdi bana göre. Tüm bu detayları göz önünde bulundurduğum da ise, filmin teknik açıdan gerçekten üst düzey bir film olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. 

Sizlere filmin bütüncül bir hikayeden ziyade, karakterleri konu alan bir dram hikayesini anlattığımı söylemiştim. Normalde bu tarz film anlatımları yönetmenler tarafından fazla tercih edilmez. Bunun en büyük sebebi ise, karakter üzerinden anlatılan bu hikayenin tamamen oyuncunun performansına bağlı olmasıdır. Mesela yakın tarihte çıkan başarılı filmlerden biri olan Don't Look Up filmine baktığımızda, karakterden bağımsız olarak arka planda bir hikaye işlediğini görürüz. Bu tarz anlatılarda oyuncular kötü olsa bile -ki Don't Look Up'ta oyunculuklar şahaneydi-, hikaye oyunculardan bağımsız olarak gittiği için etkileyiciliğini koruyabilir. Fakat karakterler üzerinden ilerleyen bir hikaye söz konusu olduğunda bu durum tam tersi olur. Çünkü böyle bir hikayenin etkileyici olmasının en büyük yolu, oyuncunun performansında yatmaktadır. İşte bu filmde de o performansı gösteren oyuncu Benedicth Cumberbatch olmuş. Oyuncunun karakterin üstesinden gayet güzel geldiğini, sesini, mimiklerini ve hareketlerini gayet güzel kullandığını ve iyi bir performans çıkardığını rahatlıkla söyleyebilirim. Normalde maço ve sert bir karakter olan Phil karakteri için Cumberbatch'in seçilmesi benim garibime girmişti. Çünkü Cumberbatch her ne kadar harika bir oyuncu olsa da, onu genellikle beyefendi mantıklı insan rollerinde görmeye alışmıştık. Bu filmde ise Cumberbatch, eskiden oynadığı karakterlerin neredeyse tam zıttı bir karaktere hayat vermiş ve bunu çok güzel yapmayı başarmış. Bu sebepten ötürüde, oyunculuk konusunda da bu filmi beğendiğimi söyleyebilirim.

Şimdi gelelim asıl meseleye; filmin kötü yanlarına... Dostlar, film teknik anlamdan zengin bir filmdi. Film görüntü anlamında da çok iyi bir iş çıkarmıştı. Filmin oyuncuları da keza çok başarılıydı. Fakat filmin bana göre en büyük eksisi, hikayesini düzgün anlatamaması oldu. Yönetmen, film boyunca, "Phil karakterinin neden böyle?", "Geçmişte neler yaşadı?", "Hayata ve insanlara neden kızgın?" gibi soruları  izleyicinin kafasına sokmaya çalışmış. Ve bunu çok güzel başarmış. Filmi izlerken karakterin neden böyle gergin olduğunu, neler yaşadığını ve neler olacağını gerçekten merak ediyorsunuz. Ve bu gizem unsuru filmin sonuna kadar devam ediyor. Devam ettiği süre zarfı boyunca da zevk veriyor. Taki filmin tavan kısmı olması gereken yer olan sonuna kadar. "Gereken" diyorum çünkü bu filmin bir tavan, herşeyin çözüme ulaştığı, hikayenin tamamlandığı bir noktası yok. Film boyunca aklınıza gelen tüm o sorular izleyici olarak size zevk veriyor ve cevaplarını merak ediyorsunuz. Cevabını bulmak için de filmin sonunu bekliyorsunuz. Filmin sonu geldiğinde ise hiç bir şey olmuyor. Ne hikaye çözülüyor, ne bazı şeyler anlam kazanıyor ne de sizin sorularınıza cevap geliyor. Filmde Phil karakterinin geçmişine ise inanılmaz az değinilmiş. Bu da izleyicinin sorduğu çoğu sorunun havada kalmasına neden olmuş. Bu yüzden de filmin sonuna geldiğinizde, film boyunca zevk almış olsanız bile huzursuz oluyorsunuz. Çünkü filmin sonu gerçekten ama gerçekten kötü bitiyor; cevapsız sorular, anlamsız hikaye unsurları ve bilinmeyen gelecek...

The Power Of The Dog inceleme...


Siz değerli okurlarımıza The Power of the Dog filmi hakkında ki naçizane düşüncelerimi aktarmaya çalıştım. Bana göre bu film 7 puanlık bir filmdi. Kağıt üzerinde çok güzel duran fakat uygulamada o kadar iyi olamayan ortalama bir yapım. Ve ben bu ortalama yapımın Oscar'ı hak ettiğini düşünmüyorum. En azından bu sene en iyi film oscarına aday olan diğer filmler arasında çok sönük kaldığını söyleyebilirim. Kim bilir? Belki de sürpriz bir şekilde en iyi film Oscarını kazanır. Sonuçta renkler ve zevkler tartışılmaz. 20 Mart gecesi düzenlenecek olan Oscar törenlerinde tüm bu sorularımız cevap bulacak.


Yorumlar (0)