Anasayfa > Haberler > İnceleme: Yakamoz S-245

İnceleme: Yakamoz S-245

Dizi İnceleme 3 hafta önce İnceleme: Yakamoz S-245

Jacak Dukay'ın " The Old Axolotl" adlı kitabından esinlenilmiş, yönetmenliğini Tolga Karadelik ve Umut Aral'ın yaptığı, senaryosu Jason George, Atasoy Koç, Cansu Çoban, Sami Berat Marçalı ve Murat Uyurkulak gibi bir çok isme emanet edilen Yakamoz S-245, 20 Nisanda Netflix'te vizyona girdi. Başrollerini ise Kıvanç Tatlıtuğ (Arman) ve  Özge Özpirinçci (Defne) paylaşıyor. Dizi Into the Night dizisi ile aynı evrende geçiyor bu yüzden diziyi daha önce izlemiş okuyucularımız Yakamoz S-245 izlerken tema konusunda çok yabancılık çekmeyeceklerdi düşünüyorum. Ama merak etmeyin daha önce Into the night izlememiş olmanız Yakamoz S-245 izlemenize bir engel değil. 

Gel gelelim Netflix'e gelen Türk yapımının bizde yarattığı etkiye ve düşündürdüğü fikirlere.Öncelikle Kıvanç Tatlıtuğ'u Behlül ve Kuzey Tekinoğlu karakterleri ile özdeşleştiren koca bir neslin yıllar sonra oyuncuyu yeni bir dizide görecek olması özellikle de bu projenin Netflix'te yapılması herkeste ufak çaplı heyecanlara neden olmuştur. Dizimiz girişiyle sanki televizyonda bir yaz dizisinin ilk bölümünü izliyormuşum gibi bir hissiyat yarattı. Mahallede herkese selam veren Arman, yıllar sonra eski sevgilisi (Defne) ile karşılaşıp birbirlerine cilvelenmeleri derken Defne'nin Arman'a iş teklif etmesi ama Arman'ın sorun yaşadığı babası işin sponsoru olduğu için  reddetmesi daha sonra merakına yenik düşüp işi kabul etmesi  oldukça klişe sahnelerdi. Lakin dizimiz bu klişe başlangıçları atlattıktan sonra oldukça hızlı bir şekilde asıl mevzuya bağlanmaya başlıyor.  Bu zaman kadar Netflix'e yapılan en iyi Türk yapımları arasına girecek olsa da dizi bir çok hatayı içerisinde bulunduruyor. Öncelikle ilk bölümde ispat dalışı için denizaltı ile dalış yapan ekibimizin üzerinde ekipman yerine gündelik kıyafetleri bulunuyor, neticede bu dalış bir sorun olup olmayacağına bakılmak için yapılıyor bu yüzden herkesi tam teçhizat göreceğimizi düşünüyorsunuz. Dalıştan çıkan ekip güneşin herkesi öldürdüğünü öğrenince kimse sevdiklerini aramaya koyulma gibi bir fikre kapılmayıp sığınağa gitmeyi onaylıyorlar. Yakamoz S-245 ile karşılaştıklarında komutanlar Defne'nin telsiz telefonuna sahip olduğunu öğreniyorlar ama koskoca donanmanın telsiz telefonu bulunmaması bana oldukça saçma geldi. Türk usulü tamire yer verilmesi ise yüzümüzde ufak bir gülümseme bırakacak türden sahneydi. Olayların ilerlemesi bir çok açıdan Into the Night dizisini anımsatması beni yine rahatsız eden noktalardan biriydi. Spin-off özelliğini taşımasına rağmen bazı yerlerde sanki Into the night Türk uyarlaması gibi geldi. Her şeye rağmen izlemesi oldukça zevkli hatta izlerken vaktin nasıl geçtiğini unutturan türden bir dizi olmuş. Rahat bir şekilde söyleyebilirim ki Into the night dizisinin 3. sezonuna büyük bir kitle ekleyecek, önceki sezonları izlemeyenlere de izlettirecektir.



Dizide başrol Arman olmasına rağmen diğer karakterler de hikayede ön planda ve bu durum hoşuma gitti çünkü genelde Kıvanç Tatlıtuğ gibi oyuncuların bulundukları dizilerde popüleriteden dolayı hikaye o karaktere fazlasıyla bağımlı kalır ama bu dizide böyle bir hataya düşülmemiş. Bu sayede de Barış, Cem ve Yonca karakterlerini oynayan oyuncuların resmen yeteneklerini konuşturduğunu hissediyorsunuz. Yer yer -özellikle son 2 bölümde- Kıvanç Tatlıtuğ'un Kuzey Tekinoğlu'na dönüştüğünü düşünsemde kendisi de rolünü güzel taşımakta. Baba karakteri ise  deneyimli oyuncu Selçuk Yöntem'e verilmiş durumda kendisini bu sezonda bir kaç dakika görmüş olsak bile önümüzdeki sezonda daha çok görmeyi umut ediyorum. Özge Özpirinçci'nin karakteri Defne'nin ise tam doğru zamanda ölerek hikaye akışında güzel bir ilerleme sağladığını düşünüyorum.

Dizide belirli bir kısma kadar gerilim veya aksiyon sahneleri dışında müzik kullanılmasa da geri kalan kısımlarda kullanılan şarkılar tatmin edecek şekilde ayarlanmış ve size sahnenin ruh haline bürünmenize yardımcı olabilecek nitelikte. Efektlere gelirsek Oya denizaltısının denize indirildiği sahnede ve bunun peşine gelen birkaç sahnede kötü bulsam da sona doğru efektler de göze batmayacak şekilde düzelmeye başlıyor.

Tüm yorumlarımın yanı sıra dizinin izleyenleri bölmüş durumda bir kesim Türk Deniz Subayı, astsubaylarını ve donanmayı küçük düşürdüğünü söyleyerek tepki gösteriyor. Dizinin yayınlanmadan önce gerekli yerlerden izin alması gerektiğini ve bunu yapmadığını iddia ediyor. Diğer kesim ise kurgu olarak gördüğü için sadece seyir keyfini dikkate alıyor.

Türkler bilim kurgu yapamaz diyenler umarım utanır ve bu gibi yapımların da üzerine koyarak ilerleriz diyerek incelememi bitiriyorum. Siz okurlarında benimle aynı fikirlerde bulunmasını diliyorum.


Yorumlar (0)