Anasayfa > Haberler > İnceleme: Wonder Egg Priority

İnceleme: Wonder Egg Priority

Anime İnceleme 4 ay önce İnceleme: Wonder Egg Priority

13 Ocak 2021’de kendisiyle maceramızın başladığı Wonder Egg Priority; Shinji Nojima tarafından var edilmiş yazılmış, Shin Wakabayashi tarafından yönetilmiş, CloverWorks başta olmak üzere Aniplex, Nippon Television, D.N. Dream Partners tarafından yapımcılığı yapılmış ve Saki Takahashi tarafından karakteri oluşturulmuş orijinal bir Japon animesidir. Orijinal dememin sebebi özgün bir iş olmasına vurgu yapmak için değil kendisinin ne bir manga ne de bir kitaptan uyarlama olmadığını tamamen bu ad altında bu konunun bu şekilde incelenmesinin ilk örneği olduğunu belirtmek. Geçtiğimiz günlerde son bölümü çıkmış olan bu anime her biri ortalama 23 dakika olan 12 bölümden oluşuyor. Bu 12 bölüme ek olarak Japonya zaman dilimine göre 29 haziran saat 12:00’da yapılacak özel bir yayın ile psikolojik türünde olan bu anime hikayesini noktalandıracak.

İlk izlenim olarak psikolojik korku türünün beni meraklandıran bir tür olduğunu belirtmem gerekir.  Bu tür işler kendi karakterlerini psikoloji açısından derinleştirip bu derinlik ve tutarlılık karşısında kendi benliğimiz, kendi yaşadığımız kısaca kendi psikolojimiz açısından oluşan benzerlikle ile bizi dehşete düşürür. Bulabildiğimiz bir benzerlik olmadığındaysa karakterlerin bu derinlikleri ile kazandıkları gerçekçilik hissiyatı karşısında aynı derinlik açısından dehşet verici olayları izlemek bir arkadaşımızın bize korkunç dertlerini anlatması kadar acı içerisinde bırakır. Doğal olarak bu işe bu tarz beklentiler ile başladım. İlk bölümü bu beklentilerimi karşılamak adına oldukça güzel bir iş ile karşı karşıya olduğumu gösterince ilgim oldukça arttı.


Çizimlerinin tatlılığı gerek afişlerinden gerek karakter tasarımlarından çok rahatlıkla gözükebiliyor. İlk olarak bu tatlı çizimlerin psikolojik korku türü adı altında ne işi olabilir diye düşünmüştüm. Ancak animenin sunduğu psikolojik derinlikte incelenen acı verici olaylar bu kadar tatlı bir çizimlerle var edilmiş karakterlerin başına gelmesi insanın etkileyeceğini çok daha artırıyor ve yüreğinizi daha çok burkuyor. Bu sebeple bu tatlılığının animenin türüne yakışmadığı konusundaki ilk önyargım çok büyük bir yanılgı. Karakterlerin tasarımı animenin ana konusunda kendine yer etmesinden dolayı karakterlerin tasarımlarının oldukça özenle hazırlandığını belirtebilirim. Renk paletini sürekli etrafa saçmasa da yeterince cömert bir şekilde kullanmış. Tatlılık açısından beklentilerinizi yüksek tutabileceğiniz oldukça güzel çizimlere sahip bir anime kendisi. Dövüş odaklı bir anime olarak ele almadığımız sürece dövüş sahneleri oldukça başarılı. Karakterlerin farklı kişisel dövüş tarzları ve düşmanların sembolik saldırıları oldukça keyif verici.



Ses deneyimi konusunda seslendirmesini ele almak gerekirse seslendirme kadrosunun çok tecrübeli isimlerden oluştuğunu belirtmek istiyorum. Ancak bu durumu lütfen seslendirmesinin kötü olması şeklinde yorumlamayın. Seslendirme açısından yetersiz bir iş değil. Hatta bu tatlı çizimli karakterlerin seslendirmeleri kendileri kadar tatlı olduğunu göz önüne alınca daha ne beklemeliyiz diye düşünüyorum. Ses deneyimini seslendirme değil de müzikleriyle incelediğimizde bu müziklerinde farklı bir kelimeyi kullanmamı gereksiz kılarcasına çok tatlı olduğu söylemek istiyorum. Müzikleri çoğunlukla hızlı notalardan harmonik bir iş çıkartması ile psikoloji deyince kendi aklıma gelen müzik türünün en tatlı örneklerinden oluştuğunu söyleyebilirim. Arka plan seslendirmesi bakımından gerek objelerin hareketleri gerek atmosfer açısı bakımında hiçbir farklı bir şey sunmuyor. Yürüyüş için seslendirmeleri olsa da bu seslerden karakterlerin ayak hareketlerini yeterince kavrayamıyorsunuz mesela. Bazı yerlerde objelerin hareketi seslendirirken bazı yerlerde seslendirilmemiş. Bu konuda bize ne üşenilmiş ne de özenilmiş bir iş sunuyor. Opening müziğinin yüreğimizi umutla dolduran yumuşak bir yapısı var. Aynı zamanda opening animasyonunda gerçek hayattan fotoğraflar göstermesi benim hoşuma giden ilginç bir seçim.

Gel gelelim senaryosuna. Animenin psikolojik altyapı üzerinden ilerlemesi sebebiyle en güçlü olduğu kısım burası. Hikayenin spoiler içeren incelemesini, 29 Haziranda yayınlanacak bölümün sonrasında bir bütün halinde inceleyeceğimden burada spoiler sıfatından bir şeyler görmeyeceksiniz. Anime zorbalık, ayrımcılık gibi şeylere maruz kalan küçük kız çocukların “thanatos” adındaki ölüm arzusuna yakalanıp rahatlığı dilemeleri ele alıyor. Peki, thanatos nedir? Thanatos yunan mitolojisinde Hypnos’un ikiz kardeşi olan küçük tanrılardan biridir. Ancak animede ele alınan ismini mitolojiden almış Sigmund Freud’un ölüm arzusu tanımı. Freud, İnsanların 2 içgüdüsünden bahseder. Birisi Eros adını verdiği yaşam içgüdüsü diğeri ise thanatos dediği ölüm dürtüsü. Freud’e göre insanlar bu bahsi geçen ölüm dürtüsü sebebi ile bungee jumping gibi ölüm deneyimine yakınlaştıran etkinlikleri yapmaktan keyif alırlar. Konuyu fazla dağıtmadan; baş karakterlerimiz de zorbalık ve ayrımcılıktan mustarip olup intihar yolunda girişime uğramamış kız çocuklarından oluşuyor. Her bir karakterimiz psikolojik açıdan derinleştirilmiş ve güzelce incelenmiş özgün sorunlarıyla beraber seslerini çıkartmaları oldukça etkileyici. Çünkü anime bu tür olaylarda belki toplumun dışlamasında korkmuş belki de umursamamış belki başka haklı sebeplerle sesini çıkarmamış herkesi suçluyor. Hatta onları yenilmesi gereken canavarlar şeklinde sembolize ediyor. Ana karakterlerimizin de bu durumlarda seslerini çıkartmalarını, güçlü bir saldırı yapmalarından önce sesli bir şekilde “işte şimdi kızdım” gibi şeyler söylemesiyle betimlemişler. Güzel detaylar ve derin bir konudan bu anime hikayesi açısından herkes için oldukça etkileyici.




2 tane spesifik bölümünün -spoilersız şekilde- üzerinde durmak istedim. İlk ele alacağım bölümü serinin 8. Bölümü olan Akarui Tomodachi Keikaku. Bu bölüm tamamen gereksiz ve zaman kaybı. Anime de o zamana kadar yaşanan şeyleri acca ve ura acca’nın anlatımları ile özetlenmesinden daha fazlası değil. Sanıyorum ki bölümleri yetiştirememekten korkarak yapılmış saçma bir iş. Diğer konuşmak istediğim bölüm ise serinin 11. Bölümü olan Otona no Kodomo. Bu bölüm bu yıl şu ana kadar izlediğim en iyi bölümlerden birisi gerçekten kusursuz sayılabilecek diziye level atlattıran çok özel bir bölüm. Olayların aslında ne olduğunu anlamak adına en büyük ilerleme sayılabilecek bu bölüm bize Ex-Machina filmini hatırlatır cinsten. Bu bölümü özel olarak çok sevdiğimi belirtmek isterim. 

Her konuda çok tatlı olan bu anime beklentimi karşılayan psikolojik derinliği veren bu anime bu yılın en iyi işlerinden birisi. Felsefi sorularla kafanızı çalıştıracak bu anime isteyen için sadece eğlence adına izlenerek basit bir eğlence olarak da kullanılabilir. Ancak bu basit eğlencelerin her alanda bolluğunu ele alırsak bu güzel işin derinliğinde kaybolarak kendiniz ve hayat konusunda sorular sorarak eğlenmenizi öneririm. Hayattan acı anlamında büyük paylar almış 4 tatlı kızın derin ve güzel macerasında hayatı ve kendiniz tanımanız dileğiyle, iyi seyirler.


Yorumlar (0)