Anasayfa > Haberler > İnceleme: Falcon and Winter Soldier [3.Bölüm ve 4.Bölüm]

İnceleme: Falcon and Winter Soldier [3.Bölüm ve 4.Bölüm]

Dizi İnceleme 7 ay önce İnceleme: Falcon and Winter Soldier [3.Bölüm ve 4.Bölüm]

19 Mart cuma günü ile birlikte Disney+ platformu üzerinde yayın hayatına başlayan Falcon and the Winter Soldier dizisinin, 2 Nisan Cuma  günü itibari ile üçüncü bölümü izleyiciler ile buluştu. Kari Skogland'ın yönetmenliğini üstlendiği dizinin başrollerini ise, Winter Soldier rolü ile tanıdığımız Sebastian Stan ve Falcon karakteri ile izlediğimiz Anthony Mackie üstleniyor. Captain America'nın ölümünden dolayı ortada boş bir şekilde kalan Captain America ünvanından ve süper asker serumunun tekrar bulunmasından sonra olanlara odaklanan dizinin 3. bölümü heyecan ile bekleniyordu.

Pilot bölümü ile oldukça iyi bir açılış yaparak karakterleri tanıtan ve ikinci bölümü ile de hikayeyi genişleterek ilginçleştiren dizinin, bu gün itibariyle üçüncü bölümü yayınlandı. Bir önceki bölüm olan ikinci bölümde, süper asker sorumunun tekrar bulunmasına, yeni Captain America olan John Walker'a ve bayrak yırtanlar örgütüne odaklanan dizinin ikinci bölümü, Sam ve Bucky'nin Zemo karakterini göremeye gitmesi ile son bulmuştu. Hayranlar tarafından aynı ilk bölümde olduğu gibi, ikinci bölümde beğenilmiş ve üçüncü bölüm heyecanla beklenmeye başlanmıştı. Bugün itibariyle yayınlanan Falcon And Winter Soldier dizisinin 3. bölümünün incelemesine geçmeden önce, incelememizin ilk yarısının spoilersız, ikinci yarısının ise spoilerlı olduğunu belirtmek isteriz.


Bir ve ikinci bölüm de olduğu gibi, içerisinde sadece iki tane büyük aksiyon sekansı barındıran üçüncü bölüm, diğer bölümler de olduğu gibi aksiyon yerine karakterlere ve hikayeye odaklanılmış. Geçen bölümün aksine yeni Captain America olan ajan John Walker karakterinin çok az gözüktüğü üçüncü bölüm, izleyicilere fazlaca Sam, Bucky ve Zemo üçlüsünü göstermekte. Kimyası oldukça uyuşan üçlünün iyi bir ekip olmakla birlikte, aralarında geçen diyalogların kaliteli olmasından ötürü alınan zevki katladığını düşünüyoruz. Dizinin Captain America: Winter soldier filminde olduğu gibi ciddi ve ayakları yere basan bir tona sahip olduğunu söylemiştik. Fakat tüm bu ciddiyete ve karamsarlığa rağmen içerisinde geçmiş olaylara dayanan kaliteli espriler barındıran dizinin üçüncü bölümünün, ikinci bölümün aksine ciddi sahneler ve esprileriler arasındaki dengeyi iyi yakalıyor.. 



İçerisinde az aksiyon sahnesi barındıran fakat diğer bölümlere kıyasla bu aksiyon sahnelerini çok daha kaliteli yapan dizinin üçüncü bölümünün bu konuda iyi bir iş çıkarıyor.. Üçüncü bölümün, sürekli kesilen sahneler ve fantastik kamera açıları yerine, oyuncuları gerçekten uzun kareografilere çalıştırarak, tek çekimlik iyi aksiyon sahneleri barındırdığını söyleyebiliriz. Özellikle üçüncü bölümün ortalarına doğru karakterlerimiz Madripoor adasına gittiklerinde yaşanan aksiyon sekanslarının kaliteli ve ortalama üstü olduğunu düşünüyoruz. Yine aynı şekilde Madripoor da geçen sahnelerin geriliminin ve ortamın tehlikesinin iyi yansıtıldığı üçüncü bölümün, aksiyon ve gerilim konuların da önceki bölümlere kıyasla çok daha iyi olduğunu eklemek gerekiyor.


Dizinin üçüncü bölümünün hikayesinin, aksiyon sahnelerinin ve müziklerinin kaliteli ve güzel olmasının yanında, yaptığı bir iki mantık hatasının ve tutarsızlığının da olduğu göze çok çarpıyor. Zemo karakterinin motivasyon eksikliği ve geçmişine dair ortaya çıkan şeylerin tutarsızlığını bu hatalardan bazıları olarak gösterilebilir. Yine aynı şekilde Sam ve Bucky'nin bazı konularda fikir ayrılığına düştükten sonra, bir anda hiç çabalamadan birbirlerini ikna etmeleri, izleyiciyi rahatsız eden unsurlardan biri. Diğer mantık hatalarına ve bazı ufak klişelere değinmeden önce incelememizin spoilersız kısmını noktalamak isteriz. Birinci bölüme kıyasla daha kötü, ama ikinci bölüme kıyasla daha iyi olan dizinin diğer Marvel işlerine kıyasla ortalama üstü seviyede olduğunu düşünüyoruz. İncelemiz bu kısımdan itibaren Falcon And The Winter Soldier dizisinin üçüncü bölümünden spoiler içermektedir.

Sevmediğimiz ve mantıklı bulamadığımız kısımlardan başlamamız gerekirse, ilk olarak Zemo karakterinin hapisten kaçışının çok yüzeysel ve klişe olduğudur. Kötü durmayan fakat daha iyi olabilme potansiyeline sahip olan bu sahnenin harcandığını düşünüyoruz. Yine aynı şekilde çok büyük bir oranda motivasyon eksikliğine sahip olan Zemo'nun, bir anda zengin bir baron olduğunu öğrenmemiz ise, geçmiş filmler ile hafif çelişmesine sebep olmuş. Daha kapsamlı ve mantıklı açıklamalar ile anlatılarak çekilse diziye artı sağlayacak bu kısımlar, bu sebeplerden ötürü diziyi izlerken izleyici de hoş olmayan bir tat bırakıyor. 


Kesinlikle diğer iki bölüme kıyasla çok daha iyi aksiyon sahneleri barındıran üçüncü bölümün, dizinin aksiyon kısmında zirve yaptığı bölüm olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle Sam, Bucky ve Zemo karakterlerinin, süper asker serumunu araştırmak için Madripoor'a gittikleri sahnelerin çok kaliteli olduğunu düşünüyoruz. Buram buram gerilim kokan ve az ama öz aksiyon sahneleri barındıran bu sekansın oldukça başarılı olduğunu belirtmek isteriz. Dizide beğendiğimiz bir diğer şey ise, Bucky, Sam ve Zemo karakterlerinin uyumu. Oldukça güzel bir uyum sağlayan bu üçlünün aralarında ki gerilimin ve geçmişe dayanan esprilerin gayet kaliteli olduğunu eklemek istiyoruz. İleriki bölümlerde düşman olma potansiyeli taşıyan bu üçlüyü daha fazla görmeyi umuyoruz. Artıları eksilerinden daha fazla olan ve içerisinde kaliteli sahneler barındıran üçüncü bölüm, Wakanda'nın Zemo karakterini yakalanmaya gelmesi ile son bulmuştu


 

Sam, Bucky ve Zemo üçlüsünün süper asker serumunun kaynağını bulmaya çalıştıkları ve uluslararası suçlu olan Karli Morgenthau'nun peşine düştükleri üçüncü bölüm, Wakanda’nın en güçlü generallerinden biri olan Dora Milaje'nin, Zemo'nun peşine düşmesi ile son bulmuştu. Akıllarda, "Bucky ve ekibi Karli ile nasıl mücadele edecek?" "Wakanda kralının katili olan Zemo nasıl kaçacak?" gibi sorular ile son bulan üçüncü bölüm, izleyici kitlesini 4. bölümü beklemeye zorlayarak son bulmuştu.

Gayet güzel bir açılış ile başlayan bölümün, diğer bölümlere kıyasla en iyi açılışı yaptığını düşünüyoruz. Oldukça sade fakat etkileyici bir açılışın ardından, üçüncü bölümün son bulduğu yerden devam eden dördüncü bölüm, izleyiciyi oldukça tatmin etmekte. Geçen bölümlerde akıllarda kalan soru işaretlerinin bazılarını gideren bölümün, aksiyon ve hikayeyi bir kenara bırakarak karakterlere ve geçmiş olaylara odaklanması oldukça yerinde bir karar olmuş. Sadece önceki bölümlerde ki olayları değil, eski Marvel filmlerinde ki olayların bazılarını da açıklayan dördüncü bölümün yaptığı bu açıklamaların oldukça tatmin edici olduğunu ekleyebiliriz.

İçerisinde ikinci ve üçüncü bölüme kıyasla oldukça az aksiyon sahnesi barındıran dördüncü bölümün aksiyon sahnelerinin ortalama kalitede olduğunu söyleyebiliriz. Pek fazla emek barındırmayan ve sürekli kesilmiş sahnelerden oluşan bu aksiyon sahnelerinin, üçüncü bölüme kıyasla daha kötü. Hikaye akıcılığı konusunda diğer bölümlerde olduğu gibi izleyiciyi sıkmadan gayet akıcı bir performans sergileyen dördüncü bölümün finalinin oldukça etkileyici olduğunu eklemek isteriz. Bu bölümden itibaren Falcon And The Winter Soldier dizisinin dördüncü bölümün hakkında spoiler bulunmaktadır.

İncelememizin spoilerlı kısmında, dördüncü bölümde ki gayet güzel karakter gelişimlerine ve etkileyici sahnelerine değinmek isteriz. Yeni Captain America olan John Walker'ın karakterini daha iyi tanıdığımız bu bölümde, John Walker'ın ne kadar üst seviye bir asker olsa bile, düşmanları olan süper askerler karşısında savunmasız kaldığını daha iyi anlıyoruz. Walker'ın üzerinde ki onca sorumluluğu ve baskıyı izleyiciye güzel bir şekilde yansıtan dizi, karakterin artık bunca baskı altında bu kadar güçsüzlüğe dayanamayarak süper asker serumu almasını oldukça iyi anlatmış. Karaktere bir amaç ve motivasyon veren dizi, John Walker'ın süper asker serumundan sonraki o vahşi ve acımasız hâlini de oldukça etkileyici yansıtabilmiş. En yakın arkadaşının ölümden sonra gözü dönerek kalkanı ile bir süper askerin vücudunu parçaladığı final sahnesi, hem bölüme oldukça etkileyici bir kapanış, hemde karaktere oldukça farklı ve güzel bir açı ile bakma fırsatı vermiş.




John Walker'ın karakter gelişiminin yanı sıra, Blip olayına ve Bucky'nin Wakanda'da ki yaşadıklarına az fakat öz bir şekilde değinen bölümün, yapılabilecek en mantıklı açıklamaları yaptığını görüyoruz. Blipten sonra dünyanın çok daha iyi bir yer olduğu gerçeğini izleyiciye itiraf eden bölüm, toz olan kişilerin geri gelmesi ile dünyanın yine kötülüğe sürüklendiğini anlatmakta. Thanos'un herşeye rağmen haklı olduğunu öğrendiğimiz bu bölümde, yapılan tüm açıklamalar bakış açınızı değiştirebiliyor.


Oldukça güzel bir pilot bölüm ile açılış yapan ve temposunu kaybetmeden ilerleyen Falcon And The Winter Soldier dizisinin dördüncü bölümüne 10/7.3 puan vermek isteriz. İlerleyen bölümlerin ve bu tarz yapımların incelemeleri ve haberleri için sitemizi takip edebilirsiniz


Yorumlar (0)