Anasayfa > Haberler > İnceleme: Doctor Strange In the Multiverse Of the Madness!

İnceleme: Doctor Strange In the Multiverse Of the Madness!

Film İnceleme 1 hafta önce İnceleme: Doctor Strange In the Multiverse Of the Madness!

Avengers: Endgame filminden sonra Multiverse (çoklu evren) konseptine iyiden iyiye giriş yapmaya başlayan Marvel'ın Spider-Man: No Way Home'dan sonra en çok beklenen filmi olan Doctor Strange: Multiverse of the Madness (Doktor Strange: Çoklu Evrenlerin Çılgınlığı) filmini çıktığı günü sinemada gidip izledim. Başrollerinde Elizabeth Olsen, Benedict Cumberbatch, Xochitl Gomez ve Benedict Wong'un olduğu filmin yönetmen koltuğunda orijinal Spider-Man üçlemesinden tanıdığımız Sam Raimi bulunuyor. Lafı fazla uzatmadan gelin filmin incelemesine geçelim. Bu arada unutmadan şunu da söyleyeyim , incelememiz spoilerlıdır. Daha filmi izlememişseniz bu incelemeyi izledikten sonra okumanızı tavsiye ederim. 

Öncelikle filmde en rahatsız olduğum nokta olan "akış"tan bahsetmek istiyorum. Film çok hızlı başladı ve öyle de devam etti. Biz daha "aa Wanda" diyemeden bir anda Scarlett Witch bir anda Kamar-taj'a saldırdı. Sonrasında "oh mis gibi savaş" diyemeden Kamar-taj'ı yıktı geçti. "Aha şimdi Wanda bunları bulmaya çalışacak, kovalamaca ve korku etmenlerini göreceğiz." demeden de Wanda, America Chavez'e ulaştı. "Ee artık bir Doctor Strange vs Scarlet Witch izleriz" dediğimiz anda Wanda ekibimiz hallaç pamuğu gibi kenara fırlattı. He siz bu sadece bir sahnede geçerli sanıyorsanız filmin %75'i bu şekilde ilerliyor. Pandemi döneminde senaryosu değişen, başta korku filmi denilip sonrasında 40 dakikası çıkarılan filmde bir şeylerin eksik olduğunu ve aceleye getirildiğini anlıyorsunuz. Bu akışın dengesiz ve yetersizliğinden dolayı da senaryo yeterince doymuyor ve filmi izlerken sanki "Hadi bitsin de siz de gidin" demişler gibi hissediyorsunuz. Eğer WandaVision dizisini izlemediyseniz senrayo Scarle Witch'in motivasyonunu verirken altına sağlam bir dayanak koyamıyor. Akışın gereksiz ivmesinden dolayı da motivasyonunu tam anlayamıyorsunuz ve filmin sonu da size vurmuyor. "Bu kadar şey bunun için miydi?" diye soruyorsunuz. Bunlarla bağlantılı olarak filmin kurgusu atılan sahnelere rağmen ortalama seviyenin milim üstündeydi. Yönetmen Sam Raimi'nin parmağı olduğu çok belli oluyordu filmde. Birkaç yerde de Spider-Man geçişlerini görmek mümkündü. Akışın bozukluğuna rağmen sahnelerin birbirini tamamlaması ve bir bütün oluşturma konusunda kurgu kendisinden beklenilen kadarını yapmıştı.



Filmin bir diğer yönü olan çekim açılarına geçelim isterseniz. Çekim açıları filme zenginlik katan ve bu kadar kötü şeyin yanında bir cevher gibi parlayan yegane etmenlerden biriydi. Hatta Scarlet Witch'in başka bir evrendeki Wanda Maximoff'un bedenini ele geçirdiği sahnede kullanılan korku filmi çekim acısı yüzümde bir gülümse bile oluşturdu. Görsel efektler konusunda ise film çıkmadan önce yayınlanan Dr. Strange vs Gargantus sahnesinde bile CGI çok sırıtıyor ve karın ağrısı yaratıyordu. Ve evet filmin başında da aynen böyleydi ancak film ortalarına doğru CGI ve pratik efektler daha güzel ilk Dr. Strange filminden esintiler sunmaya başlıyor. Bu iki etmen yüzünden Sinematografiyi başarılı buldum. Yer yer abartılan çekim açıları ve filmin bazı yerlerinde sırıtan efektlerden dolayı da puanımı kırdım. 

Filmin en arada kaldığım yeri müzikleriydi. İlk filmdeki mistik müzikler ve bize büyücülükteki gizemi verme şekli muazzamdı. Bu filmde ise müzikler bence çok yetersizdi. He, beğenen çok beğenmiş de olabilir çünkü o tarz müzikler kullanmışlar. Beğenmeyen için nefret edilecek beğenen için ise bayılınacak tarzda bir müzik seçimi olmuş. Ben beğenmeyen taraftayım. Hatta, Sinister Strange vs Dr. Strange'ın savaştığı sahnedeki notalar savaşı beni aşırı utandırdı mesela. Müziklerin kötü olması yetmemiş gibi bir de böyle bir sahne yapmaları beni o an sinemadan çıkartabilirdi. Müzikler konusunda sizin düşünceleriniz nelerdir yorumlarda belirtirseniz sevinirim çünkü ben gerçekten hayal kırıklığına uğradım. 

Filmin bir diğer yanı oyunculuktu. Benedict Cumberbatch'in 5 farklı Dr. Strange'i canlandırması ve her birinin hissini ayrı ayrı yaşatması çok güzel bir tecrübeydi. Split filmindeki James McAvoy performasına uzaktan kuzen bir performanstı. Elizabeth Olsen'e iyi bir malzeme verilmemesi ve yeterli alan sağlanmamasından doalyı drama oyunculuğunu MCU'da yeterince gösteremiyordu. WandaVision'da kendsine rahat bir oyunculuk alanı sağlanması ve sonrasında Emmy'de en iyi başrol kadın oyuncu ödülüne aday olmasıyla ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu gösterme fırsatı bulmuştu. Bu filmde de o fırsatı bulmuş. Delirmiş bir Scarlet Witch ve anne olan Wanda'yı hatta anne olan Scarlet Witch'i iyi bir şekilde canlandırmış ve bize her hissi çok iyi yansıtmış. America Chavez'i canlandıran 2006 doğumlu Xochitl Gomez ilk defa bu kadar büyük bütçeli bir işte yer alıyor. Yaşına göre yeterli bir oyunculuk sergilemiş. Bazı yerlerde gerekli duyguyu istenilen şekilde veremese de ben oyunculuğundan memnundum. Son olarak Rachel McAdams'a değinirsek. Daha önce Spotlight filmiyle Oscar'a aday olan başarılı oyuncu bu filmde iki farklı Christine Palmer'ı canlandırıyor. Ama bana bu çok geçmedi. Sanki tek bir Christine Palmer'ı izliyormuş gibi hissettim bu da bu kurgusal yapının gerçekçiliğine darbe vurmuş. 



En son olarak da gelin biraz çizgi romandan ve filmin Marvel evrenindeki yerinden bahsedelim. Scarlet Witch, MCU'da şu ana kadar gördüğümüz en güçlü varlıklardan biri. Evet bu kadar güçlü olmasını çok iyi anlıyorum. Ancak Thanos ile 1v1 savaşabilmiş bir Dr. Strange'in bu kadar güçsüz lanse edilmesi beni sinir etti. Evet bu filmden sonra çok güçlü olacak. Book of Vishanti (Darkhold'dan güçlü büyüler barındıran tek kitap, ki bence harcandı)'den güç almasa da Darkhold'u kullandı ve çok daha güçlü bir hale geldi. Zaten after creditte gelen Charlize Theron'un can verdiği Clea (Kendisi Çizgi Romanlarda Dormammu'nun yeğeniydi) Dr. Strange'i çoklu evrenlerde yarattığı karışıklığı düzeltmeye çağırıyor. Bu da Dr. Strange'in artık ne denli güçlü bir karakter olacağını gösteriyor. Ancak bu filmde tamamen harcandığını düşünüyorum. Gargantos'la savaşının bu kadar uzun bile sürmemesi gerekiyordu. What If dizisinde görmüştük, Dr. Strange bu tarz yaratıkları çok rahat harcayabiliyor ama burada sadece gözüne dümdüz elektrik direği soktu. America Chavez'in güçlerini bir anda kontrol etmeye başlaması da çok saçmaydı. Sen gücünü o kadar kontrol edeme edeme ama sırf Dr. Strange gaz verdi diye bir anda istediğin gibi yönet. Saçmalık. Ayrıca özellikle John Krasinski'nin Reed Richards olarak cameo yapması, Patrick Stewart ve Hayley Atwell'ın cameoları yüz güldüren anlardı. MCU'nun geleceği, mutantlar ve Fantastik Dörtlü için çok güzel bir giriş oldu. Bana kalırsa hiçbirini görmemeliydik, hatta Tobey Maguire ve Andrew Garfield'ı da görmemeliydik ama gördük. Evet görmek istiyordum ama çok erken oldu her şey. İlk 10 senesinde bize hiçbir şeyi göstermeyen, Thanos'u bile Infinity War filmine kadar bir kere gösteren Marvel'ın (Hatta WandaVision'da bile Evan Peters'ın fake cameosu dışında hiçbir şey göstermeyen Marvel) iki film üst üste bir anda seyircinin istediğini vermek ve iki filmin de beklentiyi karşılayamaması baya baya cepten yemek oluyor. Avengers: Endgame filmi ile fan service yapmalarını anlıyorum ancak böyle her beklenen filmde Multiverse ayağına fan service yapmak fazlaca DC kokutuyor. Umarım bu yönden devam etmezler. 

İncelememiz bu kadardı. İnclememiz hakkındaki düşünceleriniz belirtmek için sitemize üye olabilirsiniz. Umarım sizin için eğlenceli bir inceleme olmuştur. Bir sonraki inceleme ve/veya haberlerde görüşmek üzere.


Yorumlar (0)