Anasayfa > Haberler > İnceleme: Attack on Titan Final Sezonu

İnceleme: Attack on Titan Final Sezonu

Anime İnceleme 4 ay önce İnceleme: Attack on Titan Final Sezonu

Attack on Titan, 9 Eylül 2009 tarihinde ve Bessatsu Shōnen Magazine adlı aylık manga dergisinde yayınlanmaya başlamış Hajime Isayama tarafından yazılmış bir manga. 7 Nisan 2013’te aynı adlı anime serisi ile karşımıza çıkan bu ünlü yapım bu yıl final sezonunun ilk kısmını bizlerle buluşturdu. Mangasının da yakın zamanda final bölümünü yayınlaması ile beraber, bu kültürün izleyicileri tarafından son yılların en çok ses getiren işi oldu. Final sezonu, her biri yaklaşık 24 dakikadan 16 bölümü bulunan bu yaşayan efsanenin bana ne ifade ettiğini sizlerle paylaşayım izninizle.

Gerek felsefi arka planda siyaset ve fantastik kurgunun birleşimini başarılı sunması açısından gerek finaliyle büyük tepki toplamasından (bahsettiğim büyük tepki toplayan şey manganın finali. Aynı zamanda belirtirim ki; bu inceleme mangadan hiçbir spoiler içermediğini rahatlıkla söyleyebilirim anime hakkındaki spoilerlı kısımlarda uyarı yapacağımın bilgisini sunarım) andırdığı Game of Thrones dizisi nasıl dizi tarihinin en çok heyecan uyandıran ve dünyayı sarmalayan dizisi ise Attack on Titan için de anime tarihindeki etkisinin aynı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Mappa gibi büyük bir firmanın çizimlerini üstlenmesinin üzerine gördüğüm o etkileyici giriş sahnesi kendime nasıl çıkmasını bekleyebilirim diye düşündürdü. İzleyeceğim şey büyük bir işti. Gün gelip izleme zamanı çattığında büyük bir işin parçası olduğumu düşünüyordum. Bazı konuları ile beni üzse de önümde gerçek bir efsane yaşıyordu. Belirtmek isterim ki elbette Attack on Titan kalitesine hayran kaldım, oluşturduğu dünya ilgimi toplayan harika bir animeydi. Ancak daha önceden kendisini yaşayan bir efsaneden çok kaliteli bir iş olarak görürdüm. Bunu değiştiren şeyin bu büyük son sezonu oldu. Bu sezon gerçekten bir başyapıttı.




Çizimler konusunda ilk gördüğüm iş Mappa’nın bize sunduğu o büyük heyecan uyandırıcı açılış sahnesiydi. Ve hayran kaldım. Gerçekten bir açılış sahnesinden bekleyebileceğim her şeyi ve fazlasını karşılıyordu. Anime önceki sezonlarında değindiği ana felsefesini sert bir dille gösteren artık ortaya çıkaran bu büyük sezon için artık ana konu olan savaşı iliklerimize kadar hissediyorduk. Beyaz heykeller halinde resmedilen saf ve bilgisiz insanlık parçalarının savaşın belirsizliğinde gerek parçalandığı gerek patladıklarını resmediyordu. Bu resmedişteki renklilik savaşın kanı hızlandıran hat safhadaki adrenalin sunduğu büyük keyfi betimlerken barışın güvercinlerinin bir daha aynı şekilde havada uçamayacak biçimde düşüşlerini görüşümüz. Gerek sembolik açıdan gerek müziğin uyumu açısından gerek çizimler açıdan her şekilde beni büyülemişti. Animeyi izlediğimde çizimlerine hayran kalmayı beklerken büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Hızlıca yetiştirilmek adına beklediğim harika çizimler yerine CGI karşıladı beni. Beklememek konusundaki isteğim üşenilmiş çizimlerle ile karşılanmış olması beni üzmüştü. Çizimlerinin yine ortalama bir animenin çok üstünde olduğunu belirtmek isterim ancak açılış sahnesi kadar beklediğinize büyük hüsran ve üşengeçliklerine karşı sinirler karşılıyorsunuz bu sezonun çizimlerini.


Ses deneyimi bakımından Attack on Titan kesinlikle eşi benzeri olmayan harika bir deneyim. Önceki sezonlarında “sasageyo” veya “jaeger” ses yükselimi gibi klasik jargonlar kattı anime dünyasına. Seslendirme açısından oyunuculuklar ile aldığı sürekli ödülleri ve atmosfer oluşturmadaki başarımını ele aldığımızda söyleyebileceğim çok şey kalmıyor. Açılış sahne müziği olarak seçtikleri müziğin kesinlikle Eren’in ruh halini psikolojik benliğini ve sezonun vaat ettiklerinin harika bir yansıması. Bu konuda sahiden harika olmalarına farklılık eklememiş başarılı bir biçimde sürdürebilmişler.

Gel gelelim hikayeye. Bu sezon çok açık bir şekilde önceki sezonlarda değinilen savaş nedir ne için değer nasıl barış elde edilebilir gibi savaş kelimesi altında toplanılabilecek konusunun ana konu olduğunu gösterir nitelikteydi. Artık animenin amacı size ne mecha eğlencesi tarzında dev savaşları ne kendine tarz bir fantastik dünyayı tanıtmak sunmak ne de karakterlerimizin özgürlük isteği çerçevesindeki karakter gelişimlerini sunmak değil. Artık anime bize fantastik bir “Savaş ve Barış” sunuyor. Özgürlük isteğinin amaçları olan insanların yaptığı mecha derecesinde değerlendirebilecek devlerin silah oldukları bir fantastik dünya savaş konunun merkezine geçiyor. Ve bu dünya ne kadar kendi dünyamızdan çok farklı olsa da yaşanılan olayların bir o kadar hayattan oluşuyla sert dille dobraca yazılmış bir savaş eleştirisi karşılıyor bizi. Ve en büyük savaş eleştirilerinden biri olan Savaş ve Barış en sevdiği kitap olan ben için önümde harika bir ziyafet durduğunu söyleyebilirim. Bu konuyu ustaca ele alışı ve etkileyici hikayesiyle ilk 3 sezonun aklımda oluşturduğu Attack on Titan bambaşka bir konuma geliyor. Her ne kadar üşenilmiş animasyonunu görmek içimi burkmuş olsa da bu hikayeyi görmüş olmak beni çok mutlu etti.



Bahsetmek istediğim çok fazla iyi yazılmış yeri var ancak bunların hepsi animenin kendi iyiliğinin çok üstünde şeyler olmadığından ayrı ele almayacağım. Ayrı olarak kötülüğü sebebi ile ele almak istediğim ise bir tane spesifik sahne var. Bu tamamen beni üzen sahneden spoilersız bahsedemeyeceğimden dolayı lütfen izlememiş olanlar sonraki paragrafa atlasın. Bahsetmek istediğim spesifik sahne Mikasa’nın aslında kraliyet ailesinden olduğunu ve işareti gösterdiği yer. Bu yer o kadar üzerinde durulmamak için uğraşılmış ki seslendirmenlere hazırlanan diyaloglar sadece bilmemiz gereken bilgilerden oluşuyor. Ben senin babanım klişesi şeklinde olan bu sahne asla ön hazırlığı sunulmadığından tamamen kalitesizce hazırlanmış duruyor. Mikasayı alıp götürmek adına diplomatik bir duruş sergilemelerini asla görmüyoruz çünkü sadece bilgilendirmek adına böyle bir şey yapmışlar. Bu sahnenin kötülüğü bu sahneyi ara bilgi olarak ekleme çabaları. Buradaki bu özensizliği görmek benim maalesef ki kalbimi kırdı.

Kalbimizi adadığımız bu yolun sonuna geliyoruz. Herkes kendinin nasıl biri olduğunu açıklarken eserin geri kalmayışını izliyor sert dilinin muhteşemliğine hayran kalıyoruz. Özgürlüğün kanatları ardında havalanmak için kanla dolu savaşı seçiyoruz. Ne artık dünya bildiğimiz kadar basit ne de bizler o kadar temiziz. Her şeye rağmen bu macera için kalplerimizden bir söz verdik ve asla geri dönmeyeceğiz. Biz bir kere senin gibi kaliteli animeyi bulmuşuz seni izlemek için her şeyimizi ortaya koyacağız. Ey yoldaşlarım, bu maceranın sonuna gelirken size mutluluk dolu yalanları değil acı dolu gerçekliği sunuyorum. Savaşın eğlencesiyle kalmıyor savaşın iğrençliğini gözler önüne seriyorum. İzlemenizi en içten dileklerimle önerip iyi seyirler diliyorum.


 


Yorumlar (0)