Anasayfa > Haberler > Hayır, Başrol Charlize Theron Değil: Jolt

Hayır, Başrol Charlize Theron Değil: Jolt

Film İnceleme 2 ay önce Hayır, Başrol Charlize Theron Değil: Jolt

23 Temmuz’da Prime orijinal yapımı olarak Amazon Prime’da çıkan “Jolt”un başrollerinde: 2000’lerin başında çıkan “Underworld” Saga’sından “Selene” karakteriyle tanıdığımız Kate Beckinsale, birçok ünlü film serisinden de tanıdığımız 1 kez Oscar Adaylığı bulunan tecrübeli oyunu Stanley Tucci ve “Suicide Squad’ın Boomerang’ı” Jai Courtney bulunmakta. Onlara; Bobby Cannavale, David Bradley ve Laverne Cox gibi ünlü isimler eşlik etmekte. Yönetmen koltuğunda, Maggie Gyllenhaal ve Hugh Dancy’nin başrollerini paylaştığı “Hysteria (Mutlu Et Beni)” filminin yönetmeni Tanya Wexler var. Filmin senaryosunu ise “profesyonel olarak filmi çekilmiş” ilk senaryo Jolt olan Scott Wascha bulunmakta. Profesyonel olarak filmi çekilmiş diyorum çünkü kendisinin 2014 yılında senaryosunu yazdığı ancak filme çekilmeyen “Dodge” isimli bir filmi de bulunmakta. Jolt filminin “Kimlik Bilgileri”ni verdikten sonra gelin sırasıyla filmin önce spoilersız sonra da spoilerlı incelemesine geçelim.

Öncelikle filmin spoilersız incelemek istiyorum ve ilk olarak bahsetmek istediğim nokta “tek düze” Kate Becksinsale! Evet Kate Beckinsale inanılmaz derecede usta bir oyuncu değil ancak aksiyon filmlerinde “dublör kullanmış” hissini vermeyen oyunculardan biri kendisi. Ancak bunu yakın çekim duygusal sahneler için söylemekte çok zorlanacağım. Film içinde Lindy (Kate Beckinsale) karakterinin başına gelen bütün olaylarda yaşadığı hislerin hepsini aynı yüz ifadesiyle gördük. Hani ilkokulda çöp adama yüz çizerken ifade veremeyip sadece ağız şeklini değiştirip duygularını göstermeye çalışırdık ya aynı öyle hissettim Kate Beckinsale’i izlerken. Bütün yakın çekim duygusal sahnelerde dudaklarını büzmüş şekilde açıp kaşlarını hafif çatarak bize her hissi tattırabileceğini düşünmüş olsa gerek kendisi. Birazdan film’in içeriğinden bahsederken de değineceğim nokta olan “filmin mizah anlayışı” ise Lindy’nin yüzündeki ifadesizlikle birlikte gerçekten “gereksiz” hale gelmiş. Filmin tüm castında veya ikili oyunculuklarında (Kate Beckinsale - Stanley Tucci, Bobby Cannavale – Laverne Cox) oluşturulmaya çalışan kimyayı yetersiz bulduğumu söylemek isterim. Belki solo sahneleri daha çok filmdeki oyunculuklar daha iyi gözükebilirdi. O zaman da oyunculuklar senaryodaki eksikliğe bir “makyaj” olabilirdi. 

Jolt film incelemesi...


Senaryoya geçtiğimizde ise filmin senaristi Scott Wascha’nın sektöre böyle girmesi onun için biraz tatsız olsa gerek. Jolt’un tarifini vermemi isterseniz size; biraz 2006 yapımı “Crank (Tetikçi)” ve biraz da başrollerinde Charlize Theron ve James McAvoy’un olduğu 2017 yapımı “Atomic Blonde (Sarışın Bomba)” filmlerinden alıp karıştırıp daha düşük bütçelisini yapmaya çalışmış derim. Evet, bu tarif size çok lezzetli geldi farkındayım ancak internetteki bir tarife göre yapılan her yemeğin tadı aynı olmuyor maalesef, biraz da aşçının marifetine bakıyor iş! Bu filmde o marifet eksikliği baya hissediliyor. Film bize başrolümüzü ve içinde bulunduğu durumu çok iyi dönemsel geçişlerle gayet anlaşılır bir şekilde anlatıyor. “Aaa!” diyoruz “kesin değişik değişik şeyler göreceğiz bu filmde” diye devam ediyoruz. Ama film aynı şekilde devam etmiyor işte. Scott Wascha riske girmek istemeyip olabildiğince basit altyapısı ve motivasyonu olan karakterlerle klasik bir senaryoyu harmanlamış ama bunu o kadar aceleye getirmiş ki “Game Of Thrones’un 8.Sezonu”nundakinden daha hızlı gerçekleşiyor her şey! Fark ettiğiniz üzere yavaş yavaş spoilerlı kısıma giriyoruz. Kemerlerinizi sıkıca bağlayın çünkü ağır spoilerlar geliyor!

Evet, “Spoilersız Güvenli Alan”dan çıktığımıza göre artık her şeyi açık açık konuşmaya başlayabiliriz. Öncelikle az önce de bahsettiğimiz konu olan filmdeki olayların hızlıca olmasına değinelim. Scott abi, otur konuşalım bir kere. Neden abi, neden son güne bıraktın senaryoyu abi. Öyle olması lazım abi çünkü, ya senaryoyu bitirmen için 4 hafta vermiş olmaları ya da Jolt’u bitirip Star Wars’a senaryo yazmaya gidecek olman lazım abi! Filmde, Lindy’nin dibe vurduğu “flörtü” Justin’in ölümüne kadar olan süre 30 dakika alıyor geriye kalan süre ise Lindy’nin intikam alma sürecini anlatıyor. Bir de film tutarsa devam filmini yaparız belki diye konulmuş sonu açık son var. Kısaca “John Wick” ama başrol silah değil yumrukla öldürüyor diyebiliriz film için. Ama biz köpeği öldürülen John’un hangi motivasyonu edindiğini, amaçlarını, geçmişinin şu anki yaşamına etkisini, duygusal yapısını ve neyi nasıl yaptığını çok iyi öğrenmiştik. Jolt’ta ise Lindy intikamın getirdiği öfkeyle gidip önce Justin’in tek müşterisi Barry’i yeraltı dövüş müsabakaları düzenlediği yerden alıp elektrik şokuyla konuşturuyor. Hemen filmi biraz geriye sarıyoruz ve Lindy Barry’nin yerini nasıl öğrendi ona bakıyoruz. “Evladım şurdan Oğlum’u arayıver, ben bulamadım.” diyen teyzelerimiz minvalinde bir teknoloji mağazasına gidip “Teknolojiden en çok anlayanınız kim?” tarzında bir soruyla o mağazanın deposunda hackerlik yapan Andy isimli kızımızın yardımıyla buluyor. Giderken de yolda çalıp McLaren reklam filmi tadına sürerek getirdiği arabanın anahtarını bırakıyor. Kendisi de taksiyle Barry’nin yeraltı dövüşleri yaptığı mekana gidiyor. Sanırım Scott abimiz bunu komik olacağını düşünmüş. Hayır abi maalesef! Sadece gülünç olmuş. Mekanında Barry’i alıp sonrasında elektrikli şokla konuşturup büyük patronu buluyor Lindy. İlkinde başaramıyor, patronun güvenliği tarafından yakalanıp geri gönderiliyor. Sonrasında gelip bir iki kez kavga ettikten, 10-15 kadarlık bir güvenlik grubunu dövdükten sonra patrona ulaşıyor. Ama o da ne! Meğer Justin ölü değilmiş de CIA için çalışıyormuş. Amacı da Lindy’nin öldürmeye geldiği patronu öldürmekmiş. Çok şaşırdım demeyi çok isterdim ancak maalesef. Justin’in neden öldüğü, nasıl öldüğü, ne yaptığı için öldüğü gibi soruları o kadar geçiştirerek cevaplıyor ki film siz de Justin’in bir plot-twist olduğunu anlıyorsunuz. Scott Wascha’nın twist yerleştirme ve zaman geçişleri konusunda tecrüblendikçe daha kaliteli işlere imza atacağına inanıyorum. Senaryoyu fazlasıyla yerden yere vurduk sanırım. Gelin biraz da içerik ve tekniklerden bahsedelim. O kısım senaryodan çok daha iyi!!

Jolt film incelemesi ikinci görsel...

Filmin diline geçtiğimizde ise; samimi olmaya çalışan bir dil görüyoruz. Yapmaya çalıştığı şakalarda ve karakterler arası diyaloglarda hep gün içindeki konuşma dilini kullanmaya çalışmış film. Ve bundan da bence başarılı olmuş. Ne kadar Kate Beckinsale o anki hissi bize olduğu gibi yaşatamasa da, o salaş ve tek düze duruşu günlük konuşma diline cuk diye oturmuş ve Lindy’i gibi anomali bir karakteri daha bizden biri haline getirmiş bu da bizi az da olsa filmin içine çeken noktalardan biri olmuş. Filmin mizah anlayışının klasik, diyaloglardaki mizahları ise fazlasıyla yapay bulduğumu da söylemek isterim. Örneğin, patronun güvenlik şefi Lindy’i ikinci kez yakaladığında Lindy’i acı acı can vereceği bir koltuğa bağlamış. Lindy uyanıp bunu görünce “Bundan sonra meyve suyu ve bisküvi alamayacağım sanırım.” Diye tepki veriyor. Hayır! Bu kadar Hollywood karakteri olamazsın sen Lindy. 40 dakika önce fotoğraf makinenle şehirden rastgele fotoğraflar çekiyordun. Sen bizden birisin kendine gel. Bu tarz yapaylık içeren mizahlar filmdeki karakterleri içselleştirmemizi engelledi maalesef. 


Son olarak filmdeki tekniği anlatmak isterim. Filmin kurgu ve geçişlerinde çok güzel efektler kullanılmış. Özellikle Lindy’nin tepesinin atmaya başladığı sırada kendisine şok veren tuşa basmazsa neler olacağını görmemiz Jolt’a “Aaa böyle bir şeyi mi varmış?” dememizi sağladı. Filmdeki müzikler ekstra iyi olmasa da sahne temposuna uygun müzikler olmuş. Bu da filmdeki tempo eksikliğini sahnelerdeki tempo uyumuyla “yamalamalarını” sağlamış. Görüntü yönetiminde ise, “Avengers: Endgame” filminin ilk fragmanında gördüğümüz ters New York görüntüsünden düze dönüş çekim planının bu filmde 3-4 kez kullanıldığını gördük. Evet, gerçekten etkili ve sahneye hava katan bir çekim açısı ancak çok fazla yapılınca “Kamikaze’ye binmiş hissi” oluşturdu bende. Diğer çekim açıları ve yakın planlar ise ortalama diyebileceğimiz seviyede olmuş. 


Film hakkındaki şahsi düşüncelerim böyleydi. Evet bu kadar negatif eleştiri de bulundum ancak boş vaktiniz varsa ve izleyecek filminiz kalmadıysa artık; 91 dakikalık süresiyle Jolt atıştırmalıkla birlikte size güzel vakit geçirtebilir. Tabi bir de mantık hatalarına göz yumabiliyorsanız. Şimdilik benden bu kadar. Umarım siz değerli okurlarımızın hoşuna giden bir inceleme olmuştur. Eğer filmi izlemeyi düşünüyorsanız şimdiden iyi seyirler size.

Jolt film incelemesi puanlaması...


Yorumlar (0)