Anasayfa > Haberler > "Çekilememiş En Güzel Film"

"Çekilememiş En Güzel Film"

Film 3 hafta önce

Filmler, biz film severlerin hayatının büyük bir kısmını kaplamakta. Şu ana kadar çekilmiş milyonlarca filmler arasında pek çok güzel film bulunmakta. Peki ya muazzam bir potansiyele sahip olup çekilememiş filmler? İşte bugün kü yazımızda sizlere bu filmlerin belkide en iyi ve ünlülerinden biri olan, "Çekilememiş en güzel film" lakabını taşıyan Jodorowsky'nin Dune filminden bahsetmek isterim.

 

Bu filmin neyin nesi olduğunu anlatmadan ve neden çekilemediğinden bahsetmeden önce, filmin yönetmeni Alejandro Jodorowsky'den bahsetmem gerekir diye düşünüyorum. 1929 yılında Şili'de doğan yönetmenin, hayatını filmlere aradığını söylesek yalan olmaz. İlk filmlerini oldukça ufak bütçelerle çeken Jodorowsky, karşına çıkan onca zorluğa karşı direnerek film çekmeyi bırakmamış ve en sonunda ilk ünlü filmi "El Tapo" yanı Köstebeği çekebilmeyi başarmıştır. Bu başarısı ile dünya sinemasına açılan Jodorowsky, aradan bir kaç sene geçmesinin ardından Fransız bir film yapımcısı ile tanışır. Film yapımcısı Jodorowsky'ye güvendiğini, istediği tarzda film çekebileceğini ve ona asla karışmayacağını söyleyerek belirli bir bütçeyi teslim eder ve Jodorowsky'den film çekmesini ister. Bu fırsat karşısında oldukça mutlu olan Jodorowsky ise bunu değerlendirerek ikinci harika filmi olan "The Holy Mountain" filmini çıkarır. Aradan yine bir iki sene geçer ve aynı film yapımcısı Jodorowsky'yi arayarak, yine bir film çekmek istediğini ve kendisini tamamen özgür bırakacağını söyleyerek, kendisine hangi filmi çekmek istediğini sorar. Bu soru karşısında Jodorowsky, dönemin en ünlü bilimkurgu/felsefe romanlarından biri olan Dune kitabını anımsayarak film yapımcısına tek kelime ile "Dune!" der. Bunun üzerine "Çekilememiş en güzel filmin" ilk hazırlıkları başlar.

dune filmi

Jodorowsky Dune evreninin filme uyarlandığı zaman bir şaheser olacağını, fakat bunu uyarlamanında en az bir o'kadar zor olacağını tahmin ettiği için kendini bir sene boyunca Fransa'da yer alan bir kalenin içerisinde dünyadan soyutlayarak Dune'un senaryosunu yazmaya adar. Kitaba kıyasla büyük farklılıklar içeren senaryo tamamlandıktan sonra ise Jodorowsky, çekmeyi amaçladığı o harika filmin kadrosunu toplamaya başlar. İlk iş olarak henüz keşfedilmemiş harika bir yetenek olan C. Foss'u keşfeden Jodorowsky, henüz o zamanlarda bir çizgi roman yazarı olan Foss'u, kendi filminin görüntü yönetmeni olmaya ikna eder. Daha öncesinde hiç bir filmde çalışmayan Foss, bu teklifi korkuyla kabul eder ve ekibin ilk üyesi olur. Hatta Jodorowsky Foss'tan o'kadar memnun kalır ki, Foss için "Bu adam benim kameram" tabirini bile kullanır. Ardından sıra filmin tasarımlarına gelir. Onca mekanı, sahneyi ve karakterleri tasarlamak kolay iş değildir. Bu yüzden Jodorowsky işinin ehli olan yetenekli insanları aramak konusunda fazlaca ciddi davranır. Uzun bir uğraşın ardından o dönemlerde sadece bir ressam olan H. R. Giger'ı keşfeden Jodorowsky, Giger'ı film tasarımcısı olmaya ikna eder. Aynı Foss'ta olduğu gibi daha önce hiç bir filmde çalışmayan Giger, bu teklifi endişe ile kabul eder. Jodorowsky yine aynı bu şekilde filmin müziklerini çeken grubu, filmin görsel efekt süpervizörünü ve diğer tüm teknik ekibi ayarlar. Fakat bunları yaparken Jodorowsky, hali hazırda ünlü isimleri kullanmak yerine, ünlü olmayan, hatta filmlerle uzaktan yakından bile ilgisi olmayan yetenekleri keşfederek kendi ekibini oluşturmuş olur.

 

Filmin teknik ekibini oluşturan Jodorowsky için sıra filmin oyuncu kadrosunu oluşturmaya gelir. Bu konuda da aynı teknik ekipte olduğu gibi titiz çalışmaya dikkat eden Jodorowsky, filmin oyuncu kadrosunun şampiyonlar ligi gibi olmasını hedefler. İlk iş olarak filmin baş karakteri olan Paul'u oynaması için kendi ufak oğlunu düşünen Jodorowsky, oğlunun da aynı Paul gibi olmasını isteyerek, kendi oğluna zorlu dönüş eğitimleri verdirerek matematik ve fizik gibi alanlarda gelişmesi için özel hocalar tutar. Bunu yapmasının sebebinin ise, kendi oğlunun Paul karakterini güzel oynayabilmesi için, aynı onun gibi olmasının gerektiğini düşünmesi olarak belirtir. Filmin diğer kemik oyuncu kadrosunu harika isimler ile tamamlamaya yaklaşan Jodorowsky, sıra filmde ki Padişah İmparator karakterine gelince bir duraksama yaşar. Çünkü Jodorowsky'ye göre bu karakteri oynaması gereken tek isim, usta ressam, sanatçı ve oyuncu olan Salvador Dali'dir.

dune inceleme

Jodorowsky, dönemin en ünlü isimlerinden olan Dali'ye giderek filmden bahsettiği zaman, Dali Jodorowsky'nin zihnini ölçmek için ona şu soruyu sorar; "Biz Picasso ile çok fazla sahile giderdik ve orada hep kaybolmuş saatler bulurduk. Peki sen hiç saat buldun mu Jodorowsky?" Bu sorunun üzerine afallayan Jodorowsky, kısa bir süre düşündükten sonra Salvador Dali'ye şu cevabı verir; "Ben hiç saat bulmadım, ama çok fazla saat kaybettim". Bu cevabın üzerine tatmin olan Dali filmde oynamayı kabul eder. Fakat Dali gibi bir efsaneyi ikna etmek bu kadar kolay değildir. İlk başta Jodorowsky'yi pes ettirmek isteyen Dali, Jodorowsky'den olması imkansıza yakın pek çok şey talep eder. Filmde Dali'yi oynatmaya kararlı olan Jodorowsky ise, bu şartların hepsini kabul eder. Konu en son paraya geldiğinde ise, Dali Jodorowsky'ye Hollywood'un en çok kazanan oyuncusu olmak istediğini söyler. En sonunda pazarlık yapılır ve Salvador Dali, her dakika başına tam 100.000$ alarak filmde oynamayı kabul eder.

 

Filmin ekibi toplanmış, yeni yetenekler keşfedilmiş ve herşey tamamlanmıştır. Fakat filmin bütçesinde 5 milyon dolarlık bir açık vardır. Günümüzde 5 milyon dolar bir film için ne kadar ufak bir rakam gibi gözükse de, 70'lı yıllarda 5 milyon dolar bir film için epeyce fazlaydı. Bu sebeple Jodorowsky tüm stüdyoları tek tek dolaşarak filmini anlatmaya ve yatırımcı olmak isteyip istemediklerini sormaya başlar. Bir çok film stüdyosu, filmi ve ekibi oldukça beğendiğini, fakat filmin çok riskli olduğunu düşündüklerini söyleyerek Jodorowsky'yi geri çevirir. Jodorowsky uzun uğraşlar sonucu sonunda Disney ile anlaşabilir ve en nihayetinde filmin çekimlerine başlamaya karar verilir. Tüm ekip filmin çekimleri için Afganistan'a gider, herşey hazırlanır ve çekimlerin ilk günü başlar. Derken Jodorowsky'ye Disney'den bir telefon gelir. Gelen bu telefon konuşmasında Jodorowsky, anlaşmanın iptal edildiğini ve filmin çekilmeyeceği haberini alır. Bu haber karşısında yıkılan Jodorowsky'nin topladığı tüm o ekip, keşfettiği tüm o yeni yetenekler dağılır. Film iptal edilir ve Jodorowsky'nin tüm emekleri sadece para için boşa gider...

dune nedir

Aslında sevgili okur, işin en üzücü yanı bu harika filmin iptal edilmesi değildir. İşin en üzücü yanı Jodorowsky'nin keşfettiği tüm o yeni yeteneklerin Hollywood tarafından teker teker kullanılmasıdır. Daha önce isimleri bile bilinmeyen, filmler ile alakaları bile olmayan ve Jodorowsky'nin keşfettiği tüm o harika isimler, gelecekte inanılmaz başarılara imza atarken, Dune filminde yer alamadı. Dune filmi için yazılan senaryo, başka filmlere kopyalanarak kullanıldı. Dune filmi için yapılan tasarımlar, şu anda sinemanın mihenk taşları dediğimiz filmlerde kopyalanarak kullanıldı. Dune filmi, şu anda popüler kültür filmlerinin önderleri olan Star Wars, Blade Runner ve Alien gibi tonlarca filmin çekilmesini sağladı. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki; Dune filmi olmasaydı, şu anda Hollywood ve tüm popüler kültür filmleri bambaşka yerlerde olabilirlerdi. Sinema tarihinde sadece para uğruna inanılmaz bir emek heba edildi, kopyalanarak kullanıldı ve kullanan kişilere milyarlar kazandırdı. Fakat tahmin edeceğiniz üzere bu emeği veren kişiler hiçbir şey kazanamadı. Böylece Dune filmi, hiçbirimizin izleyemediği, ama aynı zamanda kopyalarını heryerde izlediğimiz bir film olmayı başardı. Keşke Jodorowsky'nin Dune filmini izleyebilseydik, fakat para için yapılan bunca haksızlıklardan sonra bu artık pekte mümkün görünmüyor.


Yorumlar (0)